Akran zorbalığı, sadece sözcüklerle ya da davranışlarla değil; bazen sessizlikle, dışlanmayla ya da alay edilmekle de kendini gösterir.
Ergenlik döneminde sosyal ilişkiler çok önemlidir ve kabul görmemek, genç bireyin özsaygısını derinden etkileyebilir.
Bu terapi, zorbalığın yarattığı duygusal izleri iyileştirmeyi ve genç bireyin kendini koruma, ifade etme ve sınır koyma becerilerini güçlendirmeyi amaçlar.
Okul ortamında dışlanma, lakap takma veya alay edilme
Sosyal medyada yapılan siber zorbalıklar
Fiziksel tehdit, itme, korkutma veya küçük düşürme davranışları
Korku nedeniyle sessiz kalma ya da içine kapanma
“Arkadaşsız kalırım” düşüncesiyle zorbalığa boyun eğme
Bu durumlarda genç, “benim suçum ne?” diye düşünürken kendine olan güvenini kaybetmeye başlar.
Oysa hiç kimse, başkalarının davranışlarının kurbanı olmak zorunda değildir.
Kaygı, korku ve güvensizlik duygusu
Sosyal ortamlardan kaçınma veya yalnızlık hissi
Özgüven kaybı, utanç veya değersizlik düşünceleri
Uyku ve dikkat problemleri
Okul başarısında düşüş ve motivasyon kaybı
Zamanla zorbalık, sadece dışsal bir etki olmaktan çıkar ve bireyin iç sesine dönüşür.
“Yetersizim” düşüncesi, içsel bir inanç haline gelebilir.
Zehra Tırpan’ın yaklaşımında akran zorbalığı, yalnızca dışsal bir durum değil; kendilik algısı ve sınır farkındalığı açısından da ele alınır.
Amaç, zorbalığın etkilerini azaltmak kadar, bireye güvenli bir benlik duygusu kazandırmaktır.
Terapi sürecinde:
Zorbalık deneyiminin duygusal etkileri güvenli bir ortamda konuşulur,
Travmatik anılarla baş etme becerileri geliştirilir,
Özsaygı ve özdeğer çalışmaları yapılır,
Sağlıklı iletişim ve sınır koyma teknikleri öğretilir,
Güvenli sosyal ilişkiler kurma becerisi desteklenir.
Bu süreç, gencin kendini yeniden güçlü, görünür ve değerli hissetmesini sağlar.
Zorbalık, sessiz kalındığında büyür.
Konuşmak cesarettir — yardım istemek güçsüzlük değil, iyileşmenin ilk adımıdır.
Ve her genç, doğru destekle yeniden kendine güvenen, sınırlarını koruyabilen bir birey olabilir.