Bazen ne kadar çabalarsan çabala “yetersizim” duygusu zihninden gitmez.
Kendini ifade etmekte zorlanır, başkalarının fikirlerine fazla önem verirsin.
Özgüven eksikliği, çoğu zaman başarısızlıktan değil — kendini olduğun haliyle kabul edememekten doğar.
Bu terapi, genç bireylerin kendilerine bakışını değiştirmeyi, güçlü yönlerini fark etmelerini ve içsel güven duygusunu yeniden kurmalarını destekler.
Sürekli kıyaslanma veya eleştirilme
Aile ya da çevre tarafından yüksek beklentilere maruz kalma
Başarı odaklı sevgi anlayışı (“iyi olursam sevilirim”)
Geçmişte yaşanan başarısızlık deneyimleri
Sosyal medya etkisiyle mükemmeliyet baskısı
Bu durumlarda kişi, değerini dış dünyanın onayına bağlar.
Oysa özgüven, başkalarının seni görmesiyle değil; senin kendini fark etmenle başlar.
Kaygı, kararsızlık ve yetersizlik hissi
Sosyal ortamlardan kaçınma veya sessizlik
Sürekli onay ve beğeni arayışı
“Nasıl görünürüm?” düşüncesiyle artan stres
Hedef belirlemekte ve sürdürmekte zorlanma
Zamanla kişi, potansiyelini bastırır ve “denememek, kaybetmekten daha güvenli” sanır.
Bu da içsel motivasyonu ve yaşam enerjisini azaltır.
Zehra Tırpan’ın yaklaşımında özgüven eksikliği, bir “eksiklik” değil; yeniden inşa edilebilecek bir beceri olarak görülür.
Amaç, dışarıdan onay almak değil — içsel bir denge ve kendine şefkat geliştirmektir.
Terapi sürecinde:
Bireyin özdeğer algısı ve içsel inanç sistemi çalışılır,
Kıyaslama ve mükemmeliyet döngüleri fark edilir,
Başarı tanımı kişiselleştirilir ve yeniden tanımlanır,
Kendine şefkat ve özsaygı temelli farkındalık çalışmaları yapılır,
Küçük adımlarla güven duygusu pekiştirilir.
Bu süreçte genç, başkalarının gözüne değil; kendi içsel aynasına bakmayı öğrenir.
Kendine inanmak, bir anda olmaz — her gün biraz daha kabul etmektir.
Özgüven, hatasız olmak değil; hatalarına rağmen sevilmeyi hak ettiğini bilmek demektir.
Ve her genç, doğru destekle yeniden “yeterliyim” duygusuna ulaşabilir.